Söylem Analizi Yaklaşımlarına Kısmi Bir Bakış

SÖYLEM ANALİZİ

Söylem analizi, (bundan sonra SA) toplum mühendisleri tarafından kabul edilen ve geliştirilen nitel bir yöntemdir. Söylem analizinin odağı mükalemeler ya da köşe yazıları gibi dilin yazılı ya da sözlü herhangi bir  biçimidir. Bu yaklaşımın ana teması metin ya da  konuşmaların içinde varsayılabilen, oynanabilen ya da altta yatan toplumsal yapılardır. SA, insanlar iletişimi gerçekleştirdikleri zaman vurgu, konuşmanın yavaşlaması, metafor kullanımı, etkileri göstermek için belirli kelimelerin seçimi gibi kullandıkları araç ve stratejilerin pek çoğu ile ilgilenir.

Daha sonra araştırmacı metnin içindeki roller, görüşler, fikirler, konular ve kategorileri tanımlamaya girişir. Amacı konuşmaya katılanların paylaştığı söylemsel kaynakları tanımlamaktır.  Araştırmacılar incelemeleri boyunca bir takım sorularla sorulara cevap ararlar :

Toplumsal bir meseleyi anlamamız için söylem bize nasıl yardım eder?

Bir olayın kendi sürümlerini insanlar nasıl inşa ederler?

Kendi kimliklerini yapılandırmak ve devam ettirmek için söylemi nasıl kullanırlar?

Basitçe herhangi birinin sözceleri ne anlama gelir?

SÖYLEM ANALİZİ YAKLAŞIMLARI

a) Konuşma Aktı Teorisi

Sözcelemelerin üretiminden ziyade yorum üzerine odaklanan söylemin mükaleme organizasyonlarında mantıksal felsefi bir perspektiftir.

b) Etkileşimsel Sosyolengüistik 

Temel olarak söylemin yorumu ve üretiminde bağlamın önemiyle ilgilendi.

c) İletişimin Etnografisi

Etnografik çerçeve “iletişim yeterliliği” kavramına izin vermiştir.

d) Pragmatik( Edimbilim)

Kurallardan ziyade genel ilkeler açısından iletişim davranışlarını formüle eder. Ayrıca mükalemelerin farklı çeşitlerini kategorize eden anlamları sağlar. Etkileşimlerde kasıtlı olarak uzlaşmacı ya da kışkırtıcı olmayı deneyebilir.

e) Mükaleme Analizi (CA)

Mükaleme analizi  sosyolojide etnometodolojinin bir branşıdır. Grafinker(sosyolog)  gibiler  toplumsal üyelerin günlük yaşamı nasıl mantıklı kıldıklarını anlamak işi ile ilgilenirler.

f) Değişke Analizi 

Labov ve Waletzky (1967) köklü tahkiyeli yapıların kişisel tecrübenin sözlü anlatılarında belirgin olduklarını iddia ederler.

SFL( SİSTEMLİ FONKSİYONEL LENGÜİSTİK)

Tutarlılık ve Geçerlilik Gibi Meseleler

İyi kurgulanmış argümanlar zaman içinde otoritesini  sağlarlar ve somut uygulamaları vardır.

Söylem ve CDA her zaman bir yorumlama meselesi olmaya devam etmektedir. Söylem analizi boyunca sağlam bir veri yoktur. Tutarlılık, bir araştırma ya da bulgunun geçerliliği argümanların kudret ve mantıklı olmasına bağlıdır. Onlar en iyi argümanlarla yapılandırılsa da kendi yapı-sökümcü okumalarına ya da karşı yorumlara her zaman açıktır. Eleştiri analizinin geçerliliği retoriğin kalitesine bağlıdır.

Fulcher, Eamon. 2012. What is Discourse Analysis? Downloaded at http://www.eamonfulcher.com/discourse_analysis.html (April 18, 2012) ‘den özetlenmiş bir tercümedir.

Farkı Bakış Açılarından Söylem Yorumları: Tekrar Tasnif etme Girişimi ve Söylem Analizinin Keşfi

Farkı Bakış Açılarından Söylem Yorumları: Tekrar Tasnif etme Girişimi ve Söylem Analizinin Keşfi

SÖYLEM ANALİZİ KAVRAMININ FARKLI YORUMLARI
ÜÇ TEMEL PERSPEKTİF
Wenxing Yang & Ying Sun

SÖYLEM ANALİZİ terimi İLK KEZ 1952 yılında Zelling Haris tarafından kullanıldı. 50 yılı aşkın bir süredir söylem analizi devam etmektedir. Pek çok farklı disiplinle bağlantılı olarak gelişen bu çalışma alanı hali hazırda hızla gelişen bir pratiktir. Dil bilimsel çalışmanın bilim insanları felsefi incelemeler, idrak bilimi (cognative science) bu mesele üzerinde sistemli bir şekilde çalışan bütün araştırmacılar pek çok şeyi ortaya çıkardılar.
Söylem analizinin disiplinler arası eğilimi bu terimi üzerinde durulmasını kaçınılmaz yaptı. Söylem terimi farklı bakış açılarıyla farklı şeylere gönderme yaptı.
Kimi zaman söylem, basitçe dil kullanımı (language in use) olarak ele alındı( Potter 2004, Widdowson, 2007). Kimi zaman söylem cümlenin ötesinde dil ya da dilbilimsel bir nesne olarak kuramlaştırıldı ( Cameron, 2001; Martin – Rose 2007).
Bu karışık mesele( söylem kavramı) her geçen gün artış gösteren pek çok bilim insanınca izaha kavuşturuldu. Örneğin Potter( 2004) söylemi toplumsal pratiklerde konuşma ve metin olarak deşifre eder( yorumlar).
Bu gramatikal kuralların bir bütünü (dil biliminde), farklılıkların sistemi ( yapısalcılıkta), ifadelerin dönüşümü için bir takım ( Foucault’cu genelojide) ve böyle leksikon(veri sözlüğü) olarak, soyut bir etnite olarak dil üzerine odaklanma değildir. Bunu yerine o etkileşim için bir vasıta(ortam/medium), söylem analizi olur. Özellikle yazılı söylem( Hoey, 2001) ya da aynı tarz içinde yazar, dinleyici ve okuyucu arasında geçen etkileşimli bir süreç olarak “insanlar ne yapıyor”un analizi. Bu iki yazarın görüşlerine uymayan, derin bir teorik zemin, daha karmaşık bir çeşit kavram kategorize eden ( Gee 1999)’in söylem hakkındaki görüşü, doğru bir amaç(nesne) ile, doğru bir anda ve zamanda hareket, etkileşim, değer, düşünce ve dilin kullanımının yöntemleri arasındaki toplumsal iş birliği olarak kabul edilmesiydi.
Söylem analizinin sınıflandırması genellikle belirsiz ve çelişkilidir. Potter ( 1997) söylem analizinin versiyonunu tanımlar. İlk üçü dilbilimle ve psikolojik çakışmalarla, dördüncüsü standart Foucault’cu söylem analizi, son model ise Potter ve Wetherell’e (1987) ait olan model.
Söylemi toplumsal pratiklerde metin ve konuşmalar olarak keşfetmek ( Cook, 1998)
Öncelikle üç söylem analizi tipini çözümler: İngiliz & Amerikan Okulu, Foucault Okulu ve CDA( Eleştirel Söylem Analizi).
Potter(1997) kategorizasyonlarını buldu ve Cook(1998), Cameron (2001), Yates, Taylor ve Wetherall(2001) ve Lomax’ın(2004) bazı ilave söylem analizi tiplerini ( İletişimin Etnografisi, Mükaleme Analizi) bir araya getirir, Özellikle Mükaleme Analizi’inde(CA) daha geniş, daha derin bir açılım sergiler.

Söylem üç ana disiplin şemsiyesi altından akar: Dil bilimsel Çalışmalar, Dil bilimsel Olmayan Çalışmalar ve Disiplinler Arası Çalışmalar

      1.Dil bilimsel Bakış Açısı                                        

  • - Antropolojik Dil bilim                                                                                 
  • - Sistemli İşlevsel Dil bilim(SFL)                                                                                                                         
  • - Kognetif/Bilişel Dil bilim
  • - Sosyolinguistik Çalışmalar

     2.Dil bilimsel Olmayan Bakış Açısı 

  • -Felsefi ve Edebi İncelemeler  

     3. Disiplinler Arası Yaklaşım

  •   -Eleştirel Söylem Analizi(CDA)
  •  -Mükaleme Analizi (CA)

Birincisi kuramları, yöntemleri ve farklı söylem analizi ekollerinin amaçlarını anlaşılmasını sağlayacak bu terminolojinin kavramının açıklığa kavuşturulmasıdır. Diğeri araştırmanın pratik önemini keşfetmeye vesile olacaktır.
DİL BİLİMSEL PERSPEKTİFTEN SÖYLEM YORUMLARI
Şuana kadar dil bilimsel bakış açılarından söylem kavramı üzerine herhangi bir konsensüs sağlanmış değildir.
1- Söylem, cümlenin ötesinde dil bilimsel bir birimdir. ( Stubbs, 1983)
2- Söylem “yan cümleden daha fazla kelimedir .“ more than words in clauses” (Martin& Rose, 2007, s1)
3- Söylem bir semantik birimdir, biçimsel bir birim değil, anlamın bir birimidir.( Halliday & Hassan, 1976,s2)
Böylece söylem terimini açıklamada onlar genellikle bağlam ve çalışmalarında sadece hayati kuramsal bileşenleri inşa eden katılanların değil, böyle kendisiyle ilgili unsurları analiz etmekle uğraşır.

Antropolojik Dilbilim Yaklaşımı Perspektifinden Söylem Yorumu


Antropolojik Dilbilim( bundan sonra AD), dil ve kültür; dil ile idrak (cognition) arasındaki ilişkinin incelenmesidir. AD, ortaya çıktığından beri söylemin uygulanmasını, dilin önemini keşfetmeye söz verdi. Antropolojik dilbilim araştırmaları verilerine göre söylem, toplumsal aktivitelerin kaynağıdır. (Paltridge, 1997) Söylemin insanların davranışları ve ideolojileriyle karşılıklı ilişkisi söz konusudur. Söylem böylece belirli bir bildirişimsel tiptir ya da bireysel veya sosyal grupların her ikisinin de icra ettikleri toplumsal aktivitelerdir. Bu tanımlamalardan ilhamla AD, söylem hakkında şakalar, hikayeler, bildirimler, mükalemeler, ve diğerlerinin üslupları bir sınıflandırmaya sahiptir. Zihinde tesir eden söylem bildirişimsel ve toplumsal bir harekettir(akttir). Antropolog Dilbilimciler durum ve bağlama vurgu yaparlar.(Malinowsky 1923) ve “konuşma olaylarına” (Bouman, 1977, Hymes, 1981) Antropolojik Dilbilimin yol göstericiliği altında söylem analizinde tahkiyeli yapıyı ve tahkiyeli olaylar arasında bağ kurarak büyük ün kazandılar. Araştırmalarının tecrübi odaklanması göreceli olarak belirli bir bağlamda cinsiyet, eylem, ve olaylar üzerinedir. Bu dört dörtlük yöntemi açıklamak, dil kullanımı AD’nin merkeze aldığı şeydir.
Bu söz konusu noktalara ilaveten söylem analizinde AD’nin son derece dikkat ettiği terim “ metinler arasılık”tır. AD araştırma kategorilerinin çerçevesi içinde söylemin özü toplumsal ve tarihi olmasından kaynaklanır.
……………………………………………………..
SFL( Sistemli Fonksiyonel Linguistik) Perspektifinden Söylem Yorumu
SFL diğer şeyler arasında dil ve onun kullanımıyla ilgilidir. Onların terminolojisinde metin ve söylem bir arada görülmez. Pek çok bilim insanının ileri sürdüğü gibi her iki terim de cümleden daha büyük bir birimi ifade eder. Bir söylem ya da metin konuşabilir.( Chafe 1992, s 356); Stubb 1996, s. 4) SFL teorileriyle biri dikkate alındığında iki terim birbirinden farklıdır: Söylem ya da metin dinamik çok boyutlu bir süreçtir. Metin bu sürecin statik ürünüdür.( Halliday 1994, Brown& Yule 1983)
SFL kuramları dili toplumsal bir semiyotik olarak görmeye meyillidir. Dil, diğer bir ifadeyle semiyotik bir sistemdir. Belirli bir bağlamda kesin bir anlamı ileten ve toplumsal bir kültürden kaynaklanan semiyotik bir sistem işte tam bu anda dil ve bağlamsal ögeler üzerine oturur (Field, Tenor ve Mode/ alan, konuşan ve anlam) Potansiyel bir önem ile donatılan çok işlevli semantik bir sistemdir. Bağlamsal öğelere riayet edirek dil kullanıcıları semantik bir nihayeti canlandırmak/ somutlaştırmak için gramatikal ve leksik seviyelerde seçim yaparlar; kelimeler, gramer daha sonra fonetik bir seviye ile temsil edilirler. Bu şekilde karşılıklı simgeleme/ temsil etme ilişkileri metinde gösterilebilir. Yukarıda sözü edilen teorik çerçeve altında işlevsel dilbilimci bir anlamsal birim olarak metni deşifre eder. (Halliday 1978). Olası anlamların, mananın muayyen bir biçimi, bir metnin sözlü ya da yazılı biçimi bazı bağlamlara/sınırlandırılmalara hapsedilmiştir.
Hailing From Context (Bağlamdan gelmek) ( kültür ve durum bağlamını kapsamak)
Bir metin bundan dolayı aktüelize edilmiş bir iletişim biçimidir. İşlevsel dilbilimcilerin hedefi dilin bu üç meta işlevini onların teorik temeli olarak
1- Tecrübi İşlev: (Ses) geçişlilik( transitivity), kutupluluk (polarity) gibi alt sistemler.
2- Kişilerarası İşlev :( Mood( duygu durum/kip, modality ( Kip/tarz/usul) ve key ( şifre)
3- Metinsel işlev: Tema, bilgi, kohezyon( bağlaşıklık)
Bu meta işlev diğer alt sistemler arasında iletişimde çok önemli dilbilimsel faktör sergiler.
SFL’in anahtar noktası : dil kullanımı

(Cognetive Linguistics) İdrak Dil Bilimi Perspektifinden Söylem Yorumu


İdrak Dilbilimi ( bundan sonra CL) için dil sistemi bütün bilişsel fenomenin bir entegrasyonudur. Tamamlayıcı parametreler bilişsel olan, kategori, çerçeve/ Script( Komut Dosyası), şema ve idrak mod’ları dilin gösteriminde tamamen mecburidir. CL dikkatini basit bir cümleden metin söylem diye isimlendirilen bütün bir semantik birime kadar çevirir. İdrak dilbilimcileri bilişsel bir görüngü olan söylemi incelerler. Esaslı söylemi sorgulaması bilişsel analizdir. Söylemin yorumu işlem görmüş bilginin karışık ve gelişmiş rotasıdır. Diğer bir ifadeyle söylemi aydınlatmak için dil bilimsel ve dil bilimsel olmayan faktörleri üzerinde tekrar düşünmek zorundayız. Yorum sürecinde, gerçekte söylem, idrakin şemasıdır ki bu şemadan genellikle söylemin yapısını analiz etmek için yararlanıldı. Böyle bir şema dil kullanımı teriminde insanların zihinlerinin haritalanması ve iletişimsel eylemlerin yardımıyla genişletilmesidir.
İdrak dilbilimcileri tarafından söylemin bütün biçimlerinin kombinasyonu dizayn edildi. İnsanlar söyleme her çeşit aktiviteye katılmak ve pratik yapmak için başvururlar. CL söylem analizi ile ilgili öncü görüşler ileri sürer. Birincisi Lakoff (1980) Searle (1979) tarafından detaylı bir şekilde anlatılan “Metafor Teorisi” idrak dil bilimi yaklaşımının soyut kategorilerimizin kavramsallaştırılması için güçlü bir alettir.(Ungerer & Schimid, 1996, s114)
Metafor Teorisi’ne ilaveten İdrak dil biliminde Sperber ve Wilson (1995) tarafından geliştirilen Bağıntı(relevance) Teorisi önemli bir rol alır. Bu teori mükâlemeye katılanlarının bilgi paylaşımı üzerine odaklanır. Söylemde iç tutarlığı kurma ölçünlülüğünü ve göndericinin imasının gerçek hedefini yakalamak için alıcıya olanak tanıyan anlamları göstermek ister.
Fouconnier (1999, 2000) tarafından “Mental Alan Kavramı” son olsa da idrak dilbiliminde önemsiz bir kavram değildir. Mental Alan fiziksel dünyaya yabancı gerçekliğin sadık bir temsili yerine idealize edilmiş bilişsel bir mooddur( kiptir). Bu nosyonun çekirdeği söylemin yeni bir perspektifi olan ve farklı mental alanlarıyla entegre olacak olan “sensor projection”/ “sezici öngörü” nosyonudur. Böyle bir canlandırıcı konsept söylemin yorumu için etkileyici bir metot ortaya koyar.
Söylemin açıkça doğasını, yapısını ve işlevini ifade etmek İdrak dil biliminde değişik bir yönelim başlattı. İdrak dil bilim referans olarak bilgisayar biliminin, nörolojinin ve psikolojinin araştırma verilerini kullanır. Bu disiplinlerin yardımıyla idrak dilbilim söylem analizinde anahtar bir rol alabilir.
Sosyolinguistik Perspektifinden Söylem Yorumu
Sosyolinguistik isminden de anlaşılacağı üzere o toplumsal bağlamda bir dil incelemedir. SFL’ciler ve Antropolojik dilbilimciler gibi Sosyolinguistler de doğası itibariyle etkileşimsel, toplumsal ve iletişimsel olan dile saygınlık gösterirler
Sosyolinguistik şu soruları sorar:
Dil, günlük yaşamın söyleminde nasıl paylaşılır, tekrar paylaşılır?
O, yaşamın toplumsal gerçekliklerini nasıl inşa eder?
Sosyolinguistiğin altında “İletişimin Etnografisi” söylem analizi geleneğinden biridir. Dilin sosyolinguistik yaklaşımı dil kullanımında genelde “konuşmanın etnografisi” olarak isimlendirilen kültürel ve toplumsal değerlerle ilgilidir. Ya da “İletişimin Etnografisi” Fasold 1990 s.39). Antropoloji ve dil bilimine dayanır. Araştırmacılar kendi işlevlerinde bir aktivite olarak bu alanda kullanımlar ve durumlar ile ilgilenirler, katılanlar, konuşmanın işlevleri ile ilgilendiler. (Hymes,1968, s 101) Onları diğer dikkat ettikleri odak noktası, konuşma cemaatinde iletişime katılanların niteliğinin toplumsal yapılar ve kültürler tarafından belirlemesidir. Bilim adamları, insanların her çeşit iletişim etkinliklerini, iletişimin önemli anlamlarını harekete geçirmek için söyleme imkân verdiklerini iddia eder. Söylem insanların iletişim imkânları üzerinde sınırlamalar kurar. İletişim dönüşte söylemin günlük kullanımını düzene sokar. İletişimin Etnografisi belirli toplumsal ve kültürel düzenlemeler içinde araştırmalarını uygulayacaktır. Bu noktaya bir atıf ile Hymes birkaç tamamlayıcı faktör tanımlar. Bir “ konuşma durumu” gerçekleştirilmiştir. Onları sekiz gruba ayırır SPEAKİNG harflerinin her biri farklı bir yöntembilimi temsil eder:
S:                       Setting scene:                  Sahne düzenlemeleri
P:                       Partisipants:                   Katılanlar
E:                      Ends:                                  Amaçlar
A:                      Act sequence:                 Hareket sırası
K:                      Key:                                     Kiplik
İ:                       İnstrumentalities:         Sözün biçimi
N:                      Norms:                              İletişimin normları
G:                     Genge:                               Üslup- türün belirlenmesi

Kontekst çalışması için uygundur. Bu bileşenlerin belirlenmesi dilin etnografik yaklaşımının belirlenmesi için çok önemlidir.

DİLBİLİMSEL OLMAYAN PERSPEKTİFTEN SÖYLEM YORUMU


Gerçek şu ki samimiyetle ifade edebiliriz, söylem analizi girift bir biçimde söylem analizi ile ilgilidir, ama diğer alanlarda da denenmiştir. En büyük katkı edebi ve felsefi çalışmalar üzerinde olmuştur.
Felsefi Çalışmalar Perspektifinden Söylem
Felsefe araştırma konusu olarak bütün dünyayı gösterir. Dil, felsefenin akademik kapsamında sadece bir bölümüdür. Felsefi yaklaşımın altında Foucault ve takipçileri ve öne çıkan diğerleri tarafından dil çalışmalarına yapılan göndermeler ile bu alanda pek çok başarıya ulaşılmıştır.
Burada Foucault’nun fikirlerinin rehberliğinde sergilenen çalışmaların hepsini Foucault Okulu olarak anacağız. Foucault’nun bilinen en iyi çalışmaları toplumsal kurumların eleştirel çalışmaları için özellikle söylem, bilgi ve güç arasındaki ilişkiler. Seassure tarafından önerilen parole ve dilin dikotomisi bulundu. Foucault söylem konusunda kendi yorumunu ileri sürer. Foucault’ya göre söylem semboller tarafından yapılandırılmasına rağmen onun sıradan sembollerin yaptıklarından çok daha fazla bilgi gönderimleri vardır. ( Foucault, 1971) Söylem diğer bir ifadeyle parole ve dil diye keyfi olarak genelleştirilemez. Onun anlayışına göre söylem, konuşma aktı, sözceler, edatlar gibi yapısal birimler ve diğer yandan işlevsel semiyotik ifadeler olarak isimlendirilen temel bileşenlerden oluşur.
Bu grup ifadeleri söylem alanı içerisinde var olan ve ortaya çıkan bir takım şartlara dayanır; bir ifadenin anlamı, ifadeler silsilesine güvenmektir. İfadelerin semiyotik işlevleriyle ilgili olarak, söylem eş zamanlı bir şekilde (Gutting 1994 s231)dilbilime maddi özellikler ile konuşlanmıştır. Söylem kübik bir bağlamda var olma ve pratiğin sistemidir. Foucault şöyle devam eder: insanlar ve dünya söylem ilişkisi içine girerler. Geleneksel tarihsel yaklaşımlarla benzeşmez. Foucault ekolu söylemin işlevi ve bilgi ile ilgilidir. Foucault ve takipçileri “dil kullanımı” yerine toplumsal hiyerarşi ve onların söylemler arasındaki ilişkisi üzerinde çokça durular.
Araştırma amaçları güç ilişkileri, ideoloji ve bilgidir. Foucault’ya göre güç açıkça beyan edilmese de çok zor şekilde tanımlanır. Güç ve güçle ilgili olan her şey söylemdir. Güç ilişkileri, söylem paylaşımı, toplumsal pratikler, konular, nesneler(amaçlar), bilgi ve tarih. Kısaca her şey.. (koptyko,2001:1640)
Söylem diğer bir ifadeyle toplumu şekillendiren bir bileşendir. O bilgi ve toplum arasındaki ilişkiyi ayarlar, güçlendirme ya da güçten düşürme ve farklı toplumsal statüdeki kimliklerin gösterimi.(Fouacult, 1972) Söylemsel bilgi ve dağılım sistemi olarak “söylemsel bilgi” “dağılım sistemi” gibi kavramlar ileri sürer. Foucault okulunda şüphesiz göze çarpan biricik söylem analizi teorilerinden bütünüyle farklı bir rol alır( Guting 1999, Powers, 2007).
Edebi İncelemeler Perspektifinden Söylem
Söylem üzerine çalışmalar ilk önce antik Yunan çağlarında edebiyatçılar tarafından desteklendi. Edebi söylem analizi konusu çok kapsamlı bir konu oldu. Stil, üslup, metin yapısı ve geleneksel teoriler tarafından açıklandı. Disiplinler arası eğilimin tesiri altında edebi incelemeler çok uzun tarihsel bir geçmişe sahiptir. Söylem analizinin etkisinde diğer sosyal bilimlerin alanlarıyla bir örtüşme gözlenmektedir. Bu üst üste geliş, yine de edebi dilin, sıradan dille aynı anlama geldiği/özdeş oldukları anlamına gelmez. Sıradan dil/ ifadelendirme işlevi, iletişim süreci için bilgiyi iletmek için servis eder. O fiziksel dünyaya gönderimde bulunur. Böylece gerçekçi özellik gösterir. Edebi dil diğer iç anlamın tarafındadır. Bundan dolayı estetik özü varsayıyor. Bunun için edebi dil iletişimsel bir yaklaşım olarak basit görülemez ( Cook 1994). Hakemulder (2004) önerdiği gibi edebi söyle, zihinde belirli bir etkiye sahiptir. Dünyanın mental sunumunun temsilini değiştirme, canlandırma/ ferahlatma… böylece Söylemin psikolojik bir gayesi vardır. O, okuyucunun mental aktiviteleri ile toplumsal etkiyi temsil eder. Artistik süreç boyunca yazar, okuyucu ve kendisi arasındaki etkileşimi inşa eden edebi söylemin psikolojik işlevini verir.( Steen,2004) Bu önce devasa değeri ile edebi çalışmalar içinde vücut buldu. Edebi çalışmaların bütün bu özellikleri, dilin özelliklerine ve toplum, okuyucu ve diğerlerinin özelliklerine odaklanır.
Edebi perspektiften yorumlanan söylem (incelikle) soyut psikolojik etmenler ve somut gerçekler ile birleştirerek incelikle işlenmiştir. Söylem analizinin önemli bir alanı olması. Edebiyat söylem analizine çok ender görülen bir ayrıcalıklı katkı sağlamıştır.
DİSİPLİNLER ARASI PERSPEKTİFTEN SÖYLEM ANALİZİ
Söylem Analizi sosyal bilimlerde pek çok disiplince çalışılmaya başlanmış ve herhangi bir alana ait olmayan disiplinlerce de kullanılmıştır. Bu alanların hepsi söylem analizine çok büyük katkı sağlamıştır. Disiplinler arası söylem analizi okulları CA ve CDA’dir. Onlar dilbilim ve sosyolojinin yaklaşımlarıyla söylemi yorumlarlar.
Eleştirel Söylem Analizi(Critical Discourse Analysis)

CDA öncelikle SFL tarafından temsil edilen toplumsal semiyotik görüşünden etkilendi. Bir diğeri de eleştirel dilbilimin sınırlarını belirleyen teoriler onun arka planını oluşturur. Söylem doğal olarak (doğası gereği) toplumsaldır. Toplumsal gücün bir çeşidiyle yüzleşmedir. O politik, ekonomik ve kültürel aktiviteler ile müdahale edebilir. Söylem genel olarak politik ve ideolojik yürütmeler olarak görüldü. CDA, daha çok eleştiri kelimesi üzerinde durur. Bu alandaki araştırmacılar daha çok, her şeyin üstünde söylem ve ideoloji arasındaki ilişkiyi önemserler. Onlar dilin şu etkilerini araştırılar: “thematic option” “ tematik seçim”, “influental relation” “ tesirli ilişki”, Konuşan ve dinleyicinin sırayla yapması” “turn taking”… Bu arada güç ilişkileri, cinsiyet meseleleri, diğer politik ve akademik endişelerin altını çizen asimetrik toplumsal öğeler ( Mey 2001)
Kress ve Hodge (1979) güç kontrolü ve iletişim için bir alet olarak dilin işlevlerini dikkatle inceler. Dil ,insanların düşünce ve hareketlerini manipüle etmek için servis yapar. O(dil) insanları, olayları, ve de farklı cinsiyetlerin maddi varlıklarını, rütbelerini tasnif eder; belirli bir sistemin, bazı kimliklerin devamlılığını sağlama girişimidir.( Fowler, Hodge, Kress ve Trew 1979
Söylemin bütün türleri bu nedenle kaçınılmaz bir şekilde toplumun ve dilin konfigürasyonu için( yapılanması/ şekillenmesi için) sınırlandırılırlar.
Söylemin belirli bir türü üzerine uzmanlaşmak, bazı boyutta, güç ile sahip olunan bir bahşetme( ihsan) ki diğerleri zorla tamir edilebilir. Böylece diğerleri üzerinde daha fazla kontrol sağlanır.
Sonuç olarak CDA doğal olarak, var olan ekonomik, kültürel ve politik kaynakların adaletsiz dağıtımını takip eder. Bu adaletsiz, taraflı dağıtımı çözmeye çalışmak, CDA’nın öncelikli hedefidir.
Bu görev ve teorilere dayanan CDA akademisyenleri, söylem ve toplum arasındaki yakın bağın araştırılmasını uygulamaya sokarlar. CDA olarak önerilen bu iki faktör ile tesirli bir iki link yoluna girer. Fairclough’a(1995)göre söylemin her bir biçimi (üslubu) söylemin bir özelliği üç boyutlu bir konsept olarak görüldü. metin, söylem pratiği, sosyokültürel bir pratik söylemin bu özellikleri benzer şekilde söylem analizinin de güç boyutunu gerçekleştirir. Metnin dilbilimsel tanımlanması söylem pratiği ve metin arasındaki ilişkinin teşhiri ile sosyokültürel bir pratik ve söylem arasındaki kumsallaşmanın yorumudur.
Birleştirilmiş bir dilbilimsel analiz ve toplumsal analiz bu kipte açıkça gösterilir ki söylem toplumun yapılandırıldığı bütünleyici elementler, diğer toplumsal faktörlerin yanında görevli bir konudur( Tema/husus). Söylemin bu dönüşümde toplumsal yapıtaşı olan elementlerle çok büyük bir etki olacak. Toplumdaki ilerleme ve olgunlaşma söylemde değişkenliklere sebep olacaktır. Bunun tersine durum da söz konusu olabilir. Şunu vurgulamak gerekir ki CDA’da geçtiğimiz yıllarda pek çok yeni çalışmalar gerçekte aydınlatıcı bir dikkat ve tartışma yetkisi öncelikler Martin (2004- 2007) politik ve ekonomik kaynaklar güç ilişkilerinin haksız dağılımının derin analizi ve toplumsaş gerçekliklerin keskin analizi dünya düzeninin eşitsizliğinin okuyucularla açık bir sunumunu yapan CDA’ni geleneksel teorisine karşıt olarak “ positive discouse analysis” olarak tanımlanan kavram üzerinde bir ayrım önerisi vardır.
Martin’in iddiasını uzmanlar fathom( derinlemesine ima) söylem ve toplumsal pratikleri olumlu olarak hafifçe doğal olarak rekabet içinde olan mücadele iki partinin de faydasına olabilen Pozitif Söylem Analizi, bir yerde, bir arada bulunan insanların daha uyumlu bir toplum meydana getirmeye çalışmak ve bu amaçla iletişimi hızlandırmak ve insanlar arasındaki yanlış anlaşılmaların köprüsünü kurmayı amaçlamaktadır. İlave olarak pozitif Söylem Analizi Ski(2009) idrak eder ki çağımızın öğrenimi dilde ve iletişimde çeşitli ve ideolojik olmasından ziyade kültürel olarak batıda geniş çapta monolojik olmuştur.
O söylem analizinin etnosantrik yapısını eleştirir. Doğu söyleminin gerçekliğini ve önemini ifade eder.
Üçüncü dünya söyleminin bağlamsal ve metinsel özelliklerinin detaylarını aydınlatır. Söylem paradigmasının(değerler dizisinin) arkasını tekrar teşekkül ettirerek açıklar. Onun CDA’de ki etkisi son analizde çapraz kültürel iletişim ve çapraz dili arttırır. Kapsamı geniş ve derinlikli şekilde gelişen CDA’de teoriler ve araştırma daha ahenkli ve barışık bir dünyayı kurmaktır.
MÜKÂLEME ANALİZİ (CONVERSATION ANALYSIS (CA) ) PERSPEKTİFİNDEN SÖYLEM YORUMU

1960’ların sosyolojisinin içinde kaynaklanan CA, günlük konuşmaların toplumsal organizasyonunu ve etkileşimi içinde konuşmanın incelenmesidir. Toplumsal organizasyonu ve etkileşimi içinde konuşmanın incelenmesidir. “Genellikle sıra dışı olaylara uyum sağlayan günlük yaşam ilgisinin pek çok sıradan aktivitesinin faydası olarak” güçlü bir şekilde etnometodolojideki gelişmelerden etkilendi. (Garfinkel, 1967 s1)

Mükâleme Analizi girişimleri günlük yaşam aktiviteleri yolunu aydınlatmak için üretildi. Dilbilimsel kaynakların anlaşılmasıyla toplumsal düzenin algılanmasını inşa etmek için nasıl bir grup üyesi olunduğunu ortaya çıkarmak olarak yorumlandı ve üretildi. Bu çekirdek maksatları göz önünde bulundurmak, mükâleme çözümleyicileri bir şey için düzenlilikler, yapı ve etkileşimin müteselsil katılanları olarak böyle karşılıklı konuşmaların sisteme uygunluklarını araştırmak için müşterek bir ayrım yoktur. Diğeri için ötekiler arasındaki “karşılıklı paylaşım” bağlam ve dilin bir yöntemi için açıklama getiriler.
Bütün bu teoriler arasında CA ile ilgili bir dizi noktası, CA’da idealize edilen yetkenin bir biçimi, indirgemeler ya da simule edilen konuşmalardan ziyade, doğal olarak meydana gelen konuşmalardır. Bu çeşit her bir etkileşim ancak bu şekilde açıklanabilir. Örneğin bir öğretmenin okuldaki açıklamaları, direktiflerinden ziyade, telefon görüşmeleri, medyadaki canlı yayınlar vb. Tabii ki veri toplamak mükâleme analizcileri herhangi bir şey yapmayacaklar çünkü konuşmaya katılanlar yerine mükâleme sürecinin gösterilmesi esastır. Mükâlemelere son verildikten sonra doğal olarak “turn kaing” ( bir işi sırasıyla yapma) gibi mükâleme organizasyonunun köklü yaklaşımlarına doğru kayıtlı verinin analizi ve açıklamasına (Sacks, Schegloff, ve Jefferson 1974, 1977) ,tercih organizasyonuna (Pomerantz 1978) başlarlarlar.

Kısaca mükâleme analizinin konusu ve metodolojilerini murakabe ( iç gözlem) etmek. Açıkça anladığımız kadarıyla CA makro sosyal perspektiften mükâleme üzerine araştırmayı uygular. Mükaleme her bir kurumsal ( resmi şartlar altında) ya da gündelik ( resmi olmayan bağlamda) bir sosyal fenomen olarak çözümlenebilir. Başka şeyleri varsayabildiğimiz kadarıyla onlar söylem ile hakikatte gerçekleştirilmiş hedefi olan iletişim için bilgi takası amacıyla dili kullanırlar . CA teori ve metodolojileri geleneksel bilimsel araştırma yaklaşımlarının tümüyle keskin bir şekilde tezatlık gösterir. Bu yüzden birçok dilbilimci ve toplumbilimci tarafından sistematik olma noktasında eksiklikleri olduğu ve onu dar bir araştırma odaklanması olduğu hususunda eleştirilmiştir. Bugün CA gelecek vadeden ve çok önemli bir disiplin olan bu çalışma alanının manifestosu, antropoloji, psikoloji ve diğer pek çok disiplinlerce geniş bir şekilde uygulandı.

SÖYLEM ANALİZİNİN FARKLI KATEGORİLERİNİN PRATİK ÖNEMİ


Disiplinler arası trendin gelişmesi ile söylem analizini dil bilim çalışmaları alanları ile sırlandırmak imkânsızdır. Bir takım dil bilimsel olmayan alanlar söylem analizini uygularlar. Connotation( ima/ yan anlam), Denaatation (Düz anlam). Söylem analizinin açık manifestosu disiplinler arası alanlar, edebi çalışmalar, felsefi incelemeler ve dilbilimsel analizlerle örtüşen ve sınırları olan bir diyagramdır.

A: Dil
B: Dilbilim Çalışmaları
C: Edebi Çalışmalar
D: Disiplinler Arası( CA ve CDA)
E: Felsefi Çalışmalar ( Foucault Okulu)
F: Toplum

Dil bilimsel Söylem Analizi toplumsal iletişimde isal edicidir( iletkendir). Söylem genel olarak antropolojik dil bilimin bakış açılarından toplumsal bir fenomen olarak görüldü. Teoriler ve bu disiplinlerin araştırma bulguları sıradan insanlara toplum, kültür, söylem ve diğerleri arasındaki ilişkiyi düzenlemeye ve toplumsal söylemi kendine mal etmeye ve anlamaya yardımcı olur. Sadece bu yöntemle insanlar çalışabilir, fikir alışverişinde bulunabilir ve münasip bir yolla toplumsal üyeler olarak kişiler arası ilişkiler gelişebilir.
Söylem analizi perspektifiyle edebi çalışmalar kesinlikle günlük dilden farklılık gösterir. Bir realistlik özün vurgulanması, artistik özelliğin lehinde edebi dilden estetik, özellikle desteklendiğinden beri, edebi söylemin işlevi gerçekliği yansıtan, bilgiyi yayan bir araç olmaktan daha fazlasıdır.
Psikolojik bütünleşme özenle hazırlanmış bir materyal olmaz. Edebi söylem metin ile özgün bir biçimde etkileşime geçen okuyucu için herhangi bir zaman ya da mekanla sınırlandırılamayan bir dünya üretir. Bu etkileşimsel süreç sanatın değerini anlamak, güzelliğin özünü algılatmak, ahlaki eğitim almak için onlara yardımcı olur.
Foucault okulunun CA ve CDA ile ilgili olarak toplumu incelemesi çok boyutludur. Bu araştırmalar söylemde üç alan belirler. Etkili bir biçimde toplumsal bilginin kontrolü ve maniple edilmesi, toplumsal ilişkiler, devam edecek toplumsal düzen ve toplumsal statü. Onların değişik araştırma bulguları coğrafyacılar, psikologlar, sosyologlar olarak uzmanlar söylem analizini toplumu inceleyen bir girişim olarak uygularlar. Beaugrande (1997) önerir ki 21. YY’da söylem analizi, teoriler, pratikler ve idealize edilmiş yaklaşımlar ve soyuta önem veren görüşünün değişimine yatkındır. Söylem Analizi kültür, toplum, bilgi, dil ve değerler arasındaki ilişkiye odaklanır. Toplumsal meselelerin daha geniş bir keşfini hedefler.

The international Journal – Language Society and Culture
url: http://www.educ.utas.edu.au/users/tle/JOURNAL/
ISSN 1327 -774X LSC- 2010 ‘DEN TERCÜME EDİLMİŞTİR.

DEBORAH SCHIFFRIN, DEBORAH TANNEN ve HEIDI E. HAMILTON SÖYLEM ANALİZİ NEDİR?

DEBORAH SCHIFFRIN, DEBORAH TANNEN AND HEIDI E. HAMILTON

SÖYLEM ANALİZİ NEDİR?

Söylem analizi, bir hızla büyüyen ve gelişen bir alandır. Bu güncel araştırmalar
alanında artık birinden çok farklı pek çok  akademik disiplin akar. Buna ilaveten tabii ki,  söylem öncelikle dilbilim, antropoloji, felsefe gibi disiplinler için çözümleme ve anlama yöntemleri, modelleri geliştirmiştir. Ama aynı zamanda böylece iletişim, bilişsel psikoloji, içtimai psikoloji, yapay zekâ gibi kendi içinde araştırma alanları ve yöntemleri olan yer yer uygulanmış ve genişlemekte olan disiplinler vardır.
Bu disiplin çeşitliliği göz önüne alındığında, bu durum hiç de şaşırtıcı değildir. söylem” ve
söylem analizi’’ terimlerinin farklı alanlardaki farklı bilim adamlarına göre farklı anlamları vardır. Bir çokları için özellikle dilbilimciler, onu cümle ötesindeki her şey olarak tanımlanır. Diğerleri için (örneğin Fasold 1990:65) söylem incelemeleri, dil kullanımı çalışmalarıdır. Bu tanımlamalar belirli örnekler ya da dilin sentaksı/dizimi ( spates of language ) üzerine ortak odaklanmaya sahiptirler. Ama eleştirel kuramcılar ve onun etkisinde olanlar gücün söylemi ve ırkçılığın söylemi gibi terimler üzerinde konuşabilirler. Söylemler sadece bir ismin dizisi olmazlar, fakat daha da geniş bir linguistik yığılmayı, dilbilimsel olmayan toplumsal pratik ve iktidar ve ırkçılığın birlikte inşa ettiği ideolojik varsayımları belirtirler.

Söylem tanımları bir çok dilbilim kitabında bolca kullanılmıştır.

Jaworsky ve Coupland 31 kaynaktan tam 10 tanımlama yapmıştır. Onların tümü tam belirtildiği üzere üç ana kategoriye ayrılır: 1) Cümlenin ötesinde her şey.  2) Dil kullanımı 3) Dilin belirli ve dilbilimsel olmayan örneklerini içeren toplumsal pratiklerin daha geniş bir aralığı

Bir söylem ve söylem çözümlemesi ile ilişkili tanımsal konular kesinlikle özgün/bircik değildir. Onun iki ciltlik anlambilimsel referans kitabında Lyons (1997) örneğin ve böylece kelimenin on farklı kullanımını ve anlambilim alanının olası etki alanlarını eşit sayıda gösterir. Onun giriş kısmı olan pragmatik bölümünde Levinson (1983) pragmatik alanının( söylem analizi ve sosyolinguistiği de kapsayacak şekilde) 12 tanımlamasını tartışır. Anlambilim, pragmatik ve söylem den beri dil bilimin bu üç alanda tanımlamaları değişken gibi görünüyor olması pek de şaşırtıcı değil, çünkü bütün bulan dil, iletişim, anlam ve bağlamın sorunlarıdır.

Bu el kitabında söylem yaklaşımları ve söylem analizi çalışmaların çeşitli tanımlamalarının dizsi yansıtılır. Bu bölümde söylemin farklı anlayışlarda temsil alanın yükselen popülaritesi yansıtılmaktadır. Bizim bir açıklama eğilimimiz olmamasına rağmen böyle geniş bir yelpazede analitik düşüncenin ilgisini çekmeyi niçin ya da nasıl başardı. (bak Jaworski ve Coupland 1999: 3-5;van Dijk 1971)

Bizim entelektüel ve akademik geçmişimiz  -bütün dilbilimciler- söylemle ilgili bir izni bize veren farklı bir takım patikaları ortaya çıkarır. Çünkü bizim yollarımızın her biri değişiktir, biz kendi sesimizle konuşuyoruz.

DEBORAH TANNEN

Robin Lakoff’ scourse on politeness theory and communicative strategies(kibarlık teorisi ve bildirişim stratejileri

Emanuel Schegloff’ s  public lecture on the closings of telephone conversations ( Telefon görüşmelerinin kapanışında halk ifadelendirmeleri

Robin Lakoff, Charles Fillmore  frame semantics

Wallace Chafe  (then interested in scripts theory and the comparison of speaking and writing ) Yazma teorisi ve konuşma ve yazmanın karşılaştırılması

John Gumperz    theory of conversational  inference

Söylem analizi için dili bağlam perspektifinden inceleyen dilbilimciler, antropologlar, psikologlar konuşmacı olarak davet edildi.

Metin(text), çeşitli dergilerin ilk kurulanıydı  ve Amsterdam’da  Teun van Dijk tarafından düzenlendi.

Jacob Mey ve Hartmut Haberland tarafından birlikte düzenlenen “Pragmatik” dergisi Danimarka’da. Bir yıl sonra bunlara pek çok dergi eklendi onlara: örneğin Pragmatics, Research on

Language and Social Interaction, Discourse and Society, Multilingua, Journal of Linguistic

Antropology, Narrative Inquiy, Journal of Sociolinguistics, ve Discourse Studies

İnanılmaz derecede büyüyen bu alanda kendimi bir söylem analisti ifadelendirdiğimden beri yirmi yıl geçtiğini gördüm. Söylem analizi üzerine çalışmak başlangıçta dil ile neredeyse eş anlamlı olan bu söylem şimdi çok farklıdır.

DEBORAH SCHİFFRİN

Dilbilim ve söylem analizini çok dolambaçlı yollarda seçtim.  Ewing Goffman’nın “Presentation of Self in Everyday Life” (Günlük Yaşamda Kendini Temsil Etme) sosyolojik bir teori boyunca benim kent çalışmalarım, İstatistikler, işaret bilim (yapısal ve dönüşümsel dil bilimli ilk incelemeyi içeren), toplumsal kuram ve eklektik sosyolojik karışım çalışmalarım vardı. Golfman’a gönderdiğim “Tokalaşmanın Semiyotiği” ile ilgili makalem vardı. O, düşüncelerini ilan etti ki dil bilimciler yüz yüze iletişimin analizine titizlik ve saygınlık ekleyebilirler. Dilbilimciler sosyal etkileşimin çok önemli olduğunu biliyorlardı.

Dilbilim müfredatında sosyal etkileşim çalışmasının kendisinin biraz çevresel rolü vardı Labov’un sosyolinguistiği yerine saha çalışmasının karışık enerjisini, şehir etnografisini, fark analizi (variation analysis) ve tahkiyeci analizi buldum. Sosyo linguistik bir çevrede öğrenciler ve fakülte çalışmaları ve yaşamına kendimi memnuniyetle daldırmış olarak buldum. İnsanlarla röportaj yaptım, ünlüleri ölçtüm, anlatıları kodladım ve merak ettim farklı sitillerin nasıl  ölçüleceğini..

Söylem hakkında pek çok hoca makale yayımlamasına rağmen. ( Bill Labov tahkiyede ve ritüel hareketler üzerine, Ellen Prince sözdiziminde önvarsayım ve bilgi düzeyleri, Gillian Sankoff, Tok Psin‘de dilbilgiselleştirme). Söylem analistleri topluluğunun ya da müşterek ilgilerin  anlamı vardı. Kafa karışıklığımı hatırladım. Dilin sistematikselliğini öğrendim. Labov ve Goffman ‘ın tavsiyelerini takip ettim. Laboy bana bir görev verdi: yeni bir yöntemle eski bir problemi çözmek. Fakat Goffman farklı bir görev verdi: henüz tanımlanmamış bası şeyleri tanımlama. Günlük argümanların çalışmaları direktiflerine fazlaca zaman harcadıktan sonra Söylem işaretçileri üzerine odaklanmayla sona erdirdim. 1982 Goergetown üniversitesine katıldığın sırada söylem çalışmaları üzerine yoğunlaşmıştım. Söz aktları ve pragmatik öğretebilen bir sosyolinguist olarak işe alındım. Yüz yüze iletişim, fark analizi ve alan çalışması ve benim eski arkadaşım toplum teorisi, söylem analizi yavaş yavaş bu derslerin içine süzüldü.1984 te bu çeşitli ilgilerin özellikleri üzerine şekillenen dilbilim ve dil  üzerine Georgetown Üniversitesi yuvarlak masasını anlam, biçim ve bağlamı kullanmak: Dilbilimsel uygulamalar ile organize ettim.

Heidi E. Hamilton

Benim söylem çalışmaları üzerine motivasyonum Gumperz ile ‘‘crosstalk’’ karşı-konuşma/ koşu konuşmaları olarak anılan gerçek yaşam tecrübelerinden gelir. Germen dili ve edebiyatı ve karşı kültür çalışmaları lisansından sonra 4 yıl küresel eğitim üzerine çalıştım. Günbegün çerçeveleme, schismogenesis ( hiziplere karşı bölge yaratma), bağlamlaştırma kanıtlarıyla ilgili olan yanlış anlaşılmalara tanık oldum. Bu yanlış anlaşılmaların dilbilimsel temelleri üzerine inceleme yapmak üzere lisans üstü programın zamanın geldiğine karar verdim. Pek çok katalog taramasından sonra  ilginç ve ilgi çekici sosyolinguistik konsantrasyon ile GU’de dilbilim derecesine ulaşabilmek izni göründü. 1981’de çalışmalarıma başlamak benim için bir şanstı. Deborah Tannen tarafından düzenlenen GU söylem üzerine yuvarlak masa toplantılarına odaklandım. Bağlam konusu içinde D. Tannen’in araştırma asistanı olarak çalıştım, mükaleme analizi üzerinde göz açma kursunu aldım.2. lisan üstü yılımda D. Schiffrin Georgetown’ a asistan profesör olarak geldi. Sosyolojideki derin anlayışını getirdi. Varyasyon üzerine Labov’un incelemesinden esinlenmiş büyük etkisi olan söylem analizi yaklaşımı getirdi.

Geriye doğru bakıldığında, bu açıklamalar dilbilim içinde bir daha yaygın bir konuma saçaklı görüntü etkisinden söylem çalışma hareketini gölgelemediğini görünmektedir.( Birkaç yıl Berlin’de yaşarken)  benim everensel bağlamlarda karşı konuşmaya ilk ilgim germen dili konuşma tarzında dolaysızlık üzerine tezimi yazmama yaklaşması asla azalmadı. Alzaheimer hastalığında konuşma problemmatiğinin diğer tipleri ile konuyu değiştirip sona erdirdim. Tez konumu seçmem ile pragmatik kargaşasının içine çekip düşüncesizce atlama oldu. Etkileşimsel söylem analisti olarak yetiştirilmiş olmam nero ve psikolinguistik alanına sıkıca yerleşmiş bir popülasyon çalışmasına girişiyordum. Bir zaman sonra kendimi haklı buldum( dilbilimci ve yaşlı hastalıkları bilimci ve nerologist gibi)  Alzheimer hastalığı ve etkileşimsel sosyolinguistiğin garip çiftini evlendirme girişimim. Bu disiplinler arasından sinir bozucu ve zindelik veren bir kuruluşun nasıl konuşulduğunu öğrendim.

1990’da Goergetown Dilbilim bölümü fakültesine katıldığım zaman söylem analizi programı henüz yeni idi. Bizim bölümün söylem programına giren yüksek lisans öğrencileri daha hazır idiler. Söylem çalışmalarında onların yeni bir seviye almalarına hazırdılar. Bu alan günlük söylemi, oldukça sıradan görülebilir çalışmaları aydınlatıp çeviren istisnai söylem incelemelerini de içererek genişleyen olgunluk…

SÖYLEM ELKİTABININ YAZILIŞ AMACI

Bu alandaki tecrübelerimiz zayıflıktan ziyade çok güçlü olan söylem analizimin çeşitliliği ve enginliği düşüncesine neden oldu. Sadece bağlaşıklık teorisinin eksikliği yüzünden hayıflanmanın sorumluluğundan uzaklaşarak değerli bir olgu olan söylem analizinin teorik ve metodolojik çeşitliliğini bulabiliriz. Bu bölümü böylece söylem çalışmalarında  şuanda çoğalan teorik ve analitik çalışmaların -dilbilimciler ve dil üzerine deneysel temelli ilgililer tarafından- müşterek kullanımına bir teşvik olarak görebiliriz.

Bu koleksiyonumuzda pek çok ayrı fikre ve farklılığa saygı gösteren yaklaşım bir araya geleceği 41 makaleyi tavsiye eder. Politik konuşmalardan günlük konuşmalara edebi metinlere varıncaya sıralamalar belirtilen veri tiplerinde farklılıklar vardır. Örneğin ideolojik, kurumsal ve cemaatlere itaat düşünceleri de dahil ederek oluşturulmuş farklı bağlam çeşitleri vardır. Sonunda istatistiki, yoruma dayalı metodoloji, formel yöntemler, bağlantı teorisi ve sistematik işlevsel dilbilim gibi çok çeşitli teorik paradigmalar vardır. Sonuç olarak söylemin tanımlamaları, yaklaşımlar, yöntemler, analizler ve geniş bir yelpazede söylem analizine yeterli alan sağlayan temel bir paradigma önermek için bu makaleler bir araya getirilmiştir.

Geniş bir yelpazede söylem analizi çalışmalarını sunmanın avantajları ve zorlukları nelerdir? Söylem analizi için geniş bir kapsam öneren bu makaleleri niçin bir araya getirdik?

Öncelikle ilk bölümlerde ele aldığımız ve çözmeye çalıştığımız söylem analizi problem aralığını gösterebiliriz. Bu sorunsallar çok geniş bir dilbilimsel olgu aralığından örneğin prepossin’e [bir cümlenin önüne bir başka cümle yerleştirme]( Ward ve Birner) ve kelimenin anlamına [Norrick, Schffrin), söylem akışı gibi (Chafe), disiplinler arası fenomene ve edebi pragmatik (mey) azınlıklara karşı ayrımcılık gibi sosyal problemlere (Wodak ve Reisigl), doktorun talimatlarıyla hastanın uyumu(Ainsworth-Vaughn), çatışma ve söylem (Kakava), tonlamadan analitik kapsama(Couper-Kuhlen), tahkiyevilik (Jhonstone); bilgi akışı analizi(Chafe), bilgi yapısı anlayışları (Ward and Birner), söylem birimlerinin resmi sınırlarını belirleme(Polanyi).

….

PPI ‘nın küçük bir parçası olan ‘’Pratik’’ terimini kullanmamamıza rağmen ‘‘Dil, bağlam ve

etkileşim’’; etkileşimli bağlamlar üzerine odaklanıyoruz. Sonuç olarak ilgimiz kişiler arası kapasitelerin, kurumların farklılığında diğerleri ve kişinin kendin sunumunu da içeren pek çok faklı sosyal yaşamın farklı konularıyla kurulmuş dilin sembolik kaynaklarını belirleyen muhataplarının geniş çeşitli yöntemlerini incelemeye kayar.

Bu bölümü ikiye ayırdık. Öncelikle politik, sosyal ve kurumsal alanlar. Burada pek çok geniş ampirik çalışma, sosyal yaşamın farklı gerçekliklerinde söylem nasıl bulunur? Belirli söylem gruplarının bireyleri olarak mekanlaştırmaya yardımcı olmak için bağlamlaştırılmış kullanımlar nasıldır? Bu bölümün ilk adımında  göreceli olarak halk söylemi: Van Dijk eleştirel söylem analizinde, Wodak, Reisgl ırkçılıkta, Wilson politik söylemde ve Cotter medyada…

Birinci bölüm teorik ve metodolojik incelemelerle devam ediyor.

Intonation and Discourse:

Current Views from Within

TELAFFUZ( TONLAMA) VE SÖYLEM

ELIZABETH COUPER-KUHLEN

Bu milenyum çağında  türlerin   envanter sayımının arttığını görebiliriz: Nereden geldik? Şimdi neredeyiz? Buradan nereye gideceğiz? Mevcut katkı, telaffuz ve söylem açısından bir çeşit envanter sayma girişimidir.  Zamansal olarak organize edilmiş geçmiş, bugün ve son olarak uzak ve yakın geleceğin görüşlerini içeren üç mutlu bin yıl girişimini içerir. Tüm bu zamansal görüşler konuşma anı  referens noktasına sahiptir. Ayrıca bunlar yazarın görüşleridir: Onlar alanda araştırmacıların görüşleriyle sabitlenmiştir. Bu doğal önyargıyı önlemek zordur.

Çeyrek yüzyıl önce söylem ve tonlama alanında sanat durumunuz nasıldı? Aslında böyle bir alan yoktu.Bu zamanlarda dilbilimciler tonlama olmadan da dilin olabileceğini düşündüler.  Hakikatte fonetik gibi dilin dışında olarak tonlama düşüncesi zorunludur. Sadece bu makalelerin etkisi değil,  örneğin Boligner’in “Dilin Sınırının Civarında(1964)” gibi bunu bize hatırlatmak için; İngiltere üniversitelerinin Dilbilim ve Fonetik bölümlerinde  kurumsal olarak yansıyan bir şeydi; ikincisi  tonlama çalışmalarını kapsayan çalışmalardır.

Bu fikir nereden çıktı? Öncelikle 20. yüzyılın dilbilimcilerinin pek çoğunun yazılı dile olan önyargıları açıkça yükselmişti. Yazmanın tonlama olmadan gayet çalışılır olması, onsuz da propositionu destekleyebileceğimizi düşünüyorlardı. Occam’ın razor/ usturası yapabileceğimiz göstermektedir. Dilbilimde üretici pradigmada edim (compentence) ve edinç/sunum(performans) dikatomisi  besleyici bir düşünce olarak bulundu. Tonlama performans alanına kolay bir göndermeydi. Çünkü o sadece kendini sözlü dil olarak kullanıldığında kendini gösterir. (Trager ve Smith’in ilerleme hızı (1957). Tonlama, zaten yapısalcı düşünceye çok uymayan bir düşünce kalıbıdır. Halliday’in(1967)  onların ayırt edici işlevleri için mümkün olduğunca çok kanıt gösterme gayretlerine rağmen kategorik olmaktan ziyade değişim derecesi oldukları ortaya çıktığı zaman pek çok basit sebep vardı. Aslında dilin sınırları civarında olduğunu söylemek için Bollinger’in pek çok ana sebeplerinden biriydi bu ve O Martinet’in(1962) tümüyle dilin işlevsel sisteminden hariç tonlamanın gerekçelenmesiydi.

Yani tonlama eğer tümü varsa linguistik bir vatandaşın şüpheli kimlik bilgileri ile otuz yıl önce vardı. Keisnlikle hiç kimse söylem ile tonlama kavramını birleştirmeyi düşünmemişti.

Değişim yavaş ama emin adımlarla gelmişti. 1980’lere gelindiğinde tonlamanın söylemin bir işlevi olabileceği anlaşılmaya başlanmıştı.(Bak Couper – Kuhlen 1986) Brazilya, Coulthard, ve Johns’un Söylem Tonlama ve Dil Öğretimi  (1980) bu gerçekleştirme hakkında buluşturma aracıydı. Dil öğretmenlerinden kaynaklanan söylemde tonlamaya bakma etkisiydi. İnglizce tonlama üzerine  yapılan ilk çalışmalarından bir olan Amstorng ve Ward’ın İngilizce Tonlama Elkitabı,(1926)  O’Connor and Arnold’un  İngilizce Günlük İngilizcenin Tonlaması(1961) Halliday’in Konuşma İngilizcesinde Bir Ders: Tonlama(1970)  bunların hepsi yabancı öğrencilere İngilizce  telaffuzu öğretmek için tasarlanmıştır.

Cohesion and Texture

J. R MARTİN

Bu bölümde söylem analizi için geniş bir çerçeve içinde bir bağdaşıklık alanı, metin organizasyonunda modüler bir perspektif açıklayacağım..Diğeriyle bağdaşık/uyumlu  bir etkileşimi düşünen metin çalışmalarının bir bölümüdür  bağdaşıklık.Metnin dokusu/texture   sırayla metni sosyal bağlamda dikkate alan bağlaşıklık çalışmalarının bir yönüdür. Bu gelenekte söylem analizinin hedefi metinleri onların sosyal bağlamına yerleştiren model inşa etmek ve onları konumlandıran ve yerleştiren kaynakların mukayeseli bir incelemesini yapmaktır.

Discourse Markers:Language, Meaning, and Context

Söylem İşaretleri: Dil, anlam ve bağlam

DEBORAH SCHFFRIN

Coherent (bağdaşık/tutarlı)  bir söylem üretimi anlam, sesbilgisi ve şekil temelli daha fazla koda dayalı tamamlayıcı iletişimsel bilginin birkaç farklı türü üzerinde etkileşimsel bir süreçtir.

İletişimsel bilginin biri diğeriyle ilişkili olan iki yönü toplumsal ve dışavurumcu olmalarıdır: Bireysel ve toplumsal kimlikleri göstermek için dil kullanımı becerisi; tutumları ifade etmek ve hareketleri gerçekleştirmek,  kendi ve diğerleri arasındaki ilişkiyi müzakere ettirmek.

Diğerleri tek bir cümleden ziyade daha uzun dil birimleri içinde anlamları ifade etmek, biçimleri düzenleme, metinsel kabiliyeti ve dilin içindeki fikir ve kavramları sunma bilişsel yeteneğini içerir.

…..

Söylem işaretleri – severim, ama, oh ve bilirsin gibi ifadeler- bilişsel, toplumsal, anlatımlı ve metinsel alanlarda işlevin dilbilimsel öğelerimden kurulmuştur.

İŞARETLER VE BAĞLAŞIKLIK

Halliday ve Hassan’ın(1976)  İngilizcede bağlaşıklık üzerine yeni ufuklar açan çalışmasından söylem analizinin başlangıcından  kaynaklanan temel bir soruyu ele alarak metin analiz için önemli bir çerçeve vermiştir: Birbiriyle alakasız cümlelerin bira araya gelmesinden metni ayran şey nedir ?

Halliday ve Hasan Söylem işaretlerini sözlü dil üzerine yapmamasına rağmen onların bağlaşıklık analizi (öncelikle yazılı metinlere dayanan) örneğin işaretler olarak anılan :(e.g. and, but, because, I mean, by the way, to sum up) [ ancak, çünkü, demek istediğim, bu arada, özetlemek gerekirse,] ve kısmen bu işaretlere koşut kelimeler için işlevler önerdi.

Halliday ve Hassan bir takım bağlaşıklık aletleri önerir(atıf, tekrar, varsayım, ikame/ornatma, eksiltme ve bağlaç){ (reference, repetition, substitution, ellipsis, and conjunction} kavramların alt yapısındaki semantik ilişkileri göstererek bir metin yaratmaya yardımcı olmayı önerir.

Söylem Analizi [Phillips &Hardy]

Günlük yaşamda metin ve konuşmanın derinlemesine rolünü fark etmek sadece bir başlangıçtır.

Söylem Analizi, son 20 yılda beşeri bilimler, sosyal bilimlerde  dilbilimsel dönüşümün ampirik dallanmasını keşfetmek  için, toplumsal dünyayı anlamak adına, ortaya çıkarılan yeni yaklaşımlarla  araştırmacılar için yeni fırsatlar sunuyor.

Söylem Analizi[ bundan sonra SA] sağlam bir toplumsal yapısalcı epistemolojiyi kucaklamaktan daha da öteye gider.   (Berger & Luckmann 1967, Gerge 1999)

SA’yı biz toplumsal gerçekliği göstermek için ilgi uyandıran bir çerçeve olarak düşündük. Pek çok ampirik çalışmaların içinde SA’yı faydalı bir metot olarak bulduk.

Dilbilim literatüründe söylem ve SA için pek çok tanımlama vardır. Gerçek ve detaylı cevap olarak söylemin ne olduğunu Van Dijk 1997a ve 1997b’de keşfedebiliriz.

Toplumsal fenomenlerin(olguların) anlamlarını açıklayan kabiliyetli bir metot. (Toplumsal dünyayı nasıl bilebiliriz?)

Diğer nitelikli araştırma metotları:

Etnografya( Erikson & Stull 1997)Schwortzmen 1993)

Etnometodoloji (Coulon 1995)

Mükaleme Analizi [CA](  Psathas 1995)

Tahkiyeci Analiz [NA] (Zarniawska 1998, Reisman 1993)

Söylem terminolojik olarak sözlü ve yazılı güncel pratiklere gönderimde bulunur. ( Woodilla 1998)

Söylem, birbiriyle alakalı bir grup metin olarak “olmaya” bir nesne getiren bir temsil ve dağılma…

19. yüzyılın varoluşu, şuursuz düşüncelerin bir araya gelmesiyle oluşturulan psikiyatrinin  söylemi ile  oluşdu. (Foucault 1965)

Diğer bir ifadeyle toplumsal gerçeklik söylemler sayesinde yapıldı ve üretildi. Toplumsal etkileşimler söyleme gönderme yapmaksızın tam olarak anlaşılamaz.

Söylemler çeşitli metinlerin canlandırılması ve yeniden vücut bulmasıdır. Söylemler onları bir araya getiren bireysel metinlerin ötesinde var olurlar. Metinler böylece bir “söylemsel birim” olarak düşünülebilir. (Challaby 1996)

Metinler yazılı, sözlü, resimli, sembollü, sanat eserli gibi görünümleri de içeren çeşitli formlarda olabilir. (Grant, Keenoy & Oswick 1988.)

Metinler, üretilen durumun kendine has tarihinde  birleşik toplumsal anlamların ortaya çıkışlarının siteleridir. (Kress 1995 S122)

Metinler, bireysel olarak anlamlı değildir, onlar ancak diğer metinlerle, onların çizdiği ve üretim, dağıtım ve tüketimleriyle anlamlı bir bütün oluşturan farklı söylemlerle iletişime geçtiklerin de  varlık gösterebilirler. ( Phillips &Brown, 1993)

SA metnin sistemli be yapısal incelemeleri boyunca söylemlerin etkilerinin yapısal araştırmalarıyla ilgilidir. (Hardy 2001)

Söylemsel  aktivite bir vakumdan meydana gelmez. Söylemler anlamlandırmanın bir süreci değildir. Bunun aksine söylemler paylaşılırlar ve gizli olan söylemlerde sosyal örgütlenmenin kompleks yapıları ve gruplar arasında  etkileşimlerin dışında ortaya çıkan toplumsallıklardır. Söylemleri ve onların etkilerini anlamamızın yanında onların ortaya çıkış bağlamlarını da anlamalıyız. (Sherzer 1987, Dijk 1997a)

Bizim söylem çalışmalarının yaklaşımları üç boyutludur( Fairclough 1992) O söylemlere metinler vasıtasıyla bağlıdır. Tarihsel ve toplumsal bağlamlarda onların içinde yerleşmiştir.

Söylem bağlamsız üretilemez, bağlamı dikkate almadan anlaşılamazlar. Söylemler her zaman  önce, eş zamanlı ve daha sonra üretilen söylemlerle bağlantılıdır. (Fairclough & Wodak 1997 s 277)

Bir örnek üzerine düşünelim, söylemin analitik perspektifini anlamak için mülteci kavramını ele almamız gerekir. Niçin bir insan mültecidir? Öncelikle bunu keşfetmemiz gerekir. İktidar, hümanizma, kıtlık, savaş ve diğer toplumsal gerçeklikler arasında bu kavramın nasıl geliştirildiğini ve servis edildiğini , böyle  söylemlerin zaman içinde nasıl hal dönüşümü geçirdiklerini öğrenmek ve üzerinde çalışmak gerekir.

Metinler üzerinde çalışmalıyız, örneğin çizgi filim replikleri,, köşe yazıları, uluslararası gelenekler…

Toplumsal bağlamı ( savaşlar, doğal afetler, mahkeme kararları, uluslar arsı anlaşmalar, günün yönetimi, diğer ülkelerarasındaki politik olaylar)  incelemeliyiz. Bazı söylemsel olaylarda onların nasıl aktif hale gelebildiklerini görmek için  toplumsal bağlamı incelemeliyiz. Bu söylem, metin, ve bağlam arasında karşılıklı olarak birbirini etkilemedir. Bağlam bizde sadece bir mülteci olmanın bireysel niteliklerini anlamamıza yardımcı olmaz, aynı zaman da  mülteci politikasının gerçekliğini, sınırlılıklarını, mülteci kararlılığının prosedürlerini yapılandırır ve tecrübe ettirir.

Söylem ve toplumsal gerçeklik arasındaki gerçekliği incelemeliyiz . Söylemin doğallığını bireysel metinlerde bulabiliriz. Çünkü söylemleri bütünlük içinde asla bulamayız. Onları üreten, vücuda getiren metinleri incelemeliyiz. ( Parker 1992)

Biz basitçe bireysel metinlere odaklanmalıyız. Dahası  metinlerin bünyelerine atıfta bulunmalıyız. Aynı şekilde üretilen söylemlerde ve hali hazırdaki metinlerde toplumsal bağlama gönderimde bulunmalıyız.

Söylem Analizi toplumsal fenomen incelemeleri için çok güçlü bir yöntemdir. Söylemin analitik yaklaşımları inşa edici etkisiyle bir ilgiyi paylaşır ve analiz stili bir yorum olarak yansımalıdır. (Parker & Burman 1993)

SA sadece metnin niteliksel bir incelemesi yapısal yöntemli teknik grupların incelemesini içermez. O aynı zamanda varsayımlar öbeğini de içerir. Söylem analizi sadece metot hakkında değildir. O  aynı zamanda  dilin doğasının bir perspektifidir.

Çok belirgin olarak söylem analizini söylem yaklaşımları koleksiyonu ile ilişkili olarak görebiliriz. Analiz sadece veri koleksiyonlarının pratiklerini gerektirmez fakat teorik ve metateorik varsayımların bir bütünü, inceleme ve araştırma iddialarının gövdesidir( Wood & Kroger 2000 s. x)

SA toplumsal yaşamın anlamlılıkları ile  bütün niteliksel yaklaşımların endişesini paylaşır. (Winch 1958)

Öyle ki  SA anlamın güvenilmez/riskli  statüsünün derin bir sorgulamasını sağlamayı amaçlayan bir girişimdir. Geleneksel yapılı yaklaşımlar sık sık bir toplumsal dünya  ve katılanlar için bu dünyanın  anlamını araştırmayı önceler. Diğer yandan SA toplum için üretilen fikirlerin niteliğini ve ilk mekanda üretilen dünyanın nüfusunu artıran nesneler ve bu nesnelerin nasıl merkeze alınacağı, zaman içinde nasıl zemin tuttuğunu inceler.

SA’da mevcut olan şey, diğer yetkin metodolojilere karşın bir anlama çalışması  ya da toplumsal gerçekliğin  yorumu olmasıdır. SA üretilen şeylerin yolunu yöntemini ortaya çıkarma gayret eder. Bu durum söylem analizi için çok önemli b ir katkıdır. SA, dilin bir olguyu nasıl ortaya çıkardığını ya da  nasıl yansıttığını değil, onu nasıl inşa ettiğini araştırır. Başka bir ifadelendirme ile SA söylemi toplumsal dünyanın rotası/güzergahı olarak değil,  toplumsal dünyanın belirleyicisi olarak görür. Onun iddia ettiği en önemli şey  söylemden tecrit edilmiş bir dünyanın bilinemez olduğudur.

SA,  bir toplumsal yapısalcı görüşe bağıntısı ile ayırt edilir. Bu bağlamda SA, söylem, metin ve bağlam arasındaki ilişkiyi keşfeder.

 

 

 

 

Söylem Analizinde Yaklaşımlar: Teori ve Pratik

Söylem Analizinde Yaklaşımlar: Teori ve  Pratik[1]

Laura Alba-Juez

Laura Albez- Juez  kitabının yazma amacını söylem analiziyle ilgili teorik bilgi ve ampirik bir araç  geliştirmek olduğunu belirtmiştir. Yeni analizi tahkiyevi analiz ve pozitif söylem analizi olarak ileri sürmüştür. Ayrıca farklı söylem ve metin tiplerini tartışmak, tanımlamak, farklı perspektifleri hesaba katmak, analiz birimlerini, stratejileri ve işlevleri ortaya koymak gibi artçıl amaçları da ileri sürmüştür.

Kendisi Georgetown Üniversitesi (U.S.A.) dilbilim bölümünü ziyaret ettikten sonra  Deborah Schiffrin, Deborah Tannen, Robin Lakoff, Heidi Hamilton, William Labov, Wallace Chafe and John Gumperz gibi söylem analistlerinin yaklaşımlarıyla söylem analizi hakkındaki şüphelerini açıklığa kavuşturmaya çalışmış. Angela Downing’in söylem değerlendiricileri/imleyicileri, tematik ilerleme/dizi, bağdaşıklık, konusallık [coherence, thematic progression, topicality and discourse markers) gibi kavramlar üzerinden makalelerden yola çıkmış. JoAnne Neff’ten politik söylem analizi yaklaşımı, Teun van Dijk’ ten CDA’nın( Eleştirel Söylem Analizi)  açıklayıcı tanımlamaları ve son olarak Irene Madfes’in medikal söylemine değinecektir.

Kitabının 3. ve 11. bölümleri arası: Pragmatik (Bölüm 3), Interactional Sociolinguistics(Bölüm 4), Conversation Analysis (Bölüm 5), The Ethnography of Communication (Bölüm 6), Variation Analysis and Narrative Analysis (Bölüm 7), Functional Sentence Perspective: Thematic and Information Structures (Bölüm 8), Post-Structuralist Theory and Social Theory (Bölüm  9), Critical Discourse Analysis and Positive Discourse Analysis (Bölüm 10), Mediated Discourse Analysis (Bölüm 11).

Kitabına Wallace Chafe’nin  “Anyone who thinks we are close to

final answers, or that we know how to find them, must surely be mistaken.”  “Nihai cevaplara yaklaştığımızı ya da onları nasıl bulduğumuzu bilen herkes kesinlikle yanılıyor olmalı” sözüyle başlar

Metin ve söylemi tanımlamaya ve metin dilbilim ile söylem analizinin ne olduğunu açıklamaya girişir?

Ona göre söylem analizi ile metin dilbiliminin çalışmalarını kapsamını tanımlamak açıklamak ve aralarında farklılık oluşturmak kolay bir iş değildir. Farklı dilbilimciler ve araştırmacılar tarafından çeşitli şekillerde kullanılan söylem ve metin terimlerini söylemek yeterlidir. Söylem analizi ve metin dilbilim arasında dikkate değer pek çok yaklaşım vardır. Onların çoğu çok farklı araştırma geleneklerine ait olsalar bile onlar aynı temel ilkeleri paylaşırlar.

Günlük popüler kullanımında söylem konuşma dili ile sınırlandırılmışken metin yazılı dil  ile sınırlandırılır. Buna rağmen modern dil bilim her bir sözce (utterence) biçimini  kapsayan metin kavramını tanıttı. Dolayısıyla bir metin bir magazin makalesi, televizyon mülakatı, karşılıklı konuşma ya da yemek tarifi gibi verilebilecek pek çok örnek olabilir.

Crystal( 1981) Metin dilbilimini,  metnin yapısını yöneten dil bilimsel prensiplerin biçimsel açıklaması olarak tanımlar.

Dressler(1981) metni  iletişimsel bir olay olarak 7 kriter de açıklar:

1)      Cohesion (Bağlaşıklık) Söz dizimi ve metin arasındaki ilişkiyle yapılmak durumunda olan olgu  bağlaçlar, eksiltme, anafor, katafor veya tekrar bağlaşıklık için temel kavramalardır.

2)      Coherence (Bağdaşıklık) Metnin anlamını gerçekleştirir. Burada bilgi öğelerine ya da dilbilimsel gerçekleştirmeye sahip olmayan bilişsel yapılara gönderimde bulunabiliriz, fakat  dil kullanımı olarak ima edilir ve böylece  etkileme mesajın muhatap tarafından alındığına atıfta bulunur.

3)      Intentionality (Niyetlilik)  Konuşan ve yazanın amacıyla ilgili olan

4)      Acceptability (Kabul edilebilirlik)  Belirli bir metnin faydalılığı ya da bağlantıyı kurmaya çalışan okuyucu ve dinleyicinin hazır bulunuşluğu üzerine endişelenen

5)      İnformativity (Bilgisellik) Önceden kabul edilen ya da yeni bilginin nitelik ve niceliğine gönderme yapan

6)      Situationality (Durumsallık)  Gerçekte mesajın alımı ve üretiminde önemli bir rol oynayarak üretilen metinde durum

7)      İntertextuality (Metinler arasılık)  İki ana gerçeğe gönderimde bulunur a) bir metin  eş zamanlı ya da önce gerçekleşmiş bazı söylemlerle her zaman ilişkilidir. b) metin  her zaman  gruplanmış kısmi metin çeşitleri ya da üslupla bağlantılıydı. ( tahkiyevi, önermesel, betimleyici etc) biçimsel bir kriter tarafından

Metin Dilbilim ve Söylem Analizi arasında önemli örtüşme( bağlaşıklık kavramıyla ilgili…) olmasına rağmen yukarıdaki kriterler ayrım yapmada bize yardımcı olabilir.

Tischer (200o) öncelikle iki kriter açıklar( bağlaşıklık ve bağdaşıklık) ki bunlar metin içi ve metin dışı olarak da gösterilebilir. İletişimde çok önemli bir rol oynadıkları için geleneksel söylem analizi metin dışı ( text-external) etkilere daha çok önem verirken metin dilbilim ise metin içi( text-internal) kritere önem atfeder.

Halliday gibi bir kısım bilim insanları metnin tikel bir durumda anlamlı olan her şey: metin  olarak devam eden semantik seçim süreci (1978: 137)olduğuna inanırlar.

Tamamen metin dilbilimsel yaklaşımlarda  bilişsel teorileri olarak  metin, bilişsel süreçlerin az ya da çok açık yan tesirleri olarak görülür.(Tischer et al., 2000: 29) ve bağlam ikincil bir rol oynar. Metnin dış elementleri bağlamda teşekkül ederken, metnin iç elementleri ise metinde meydana gelir.

Schiffrin, bir sözcenin bildirişimsel içeriğine katkıda bulunan bilginin  iki çeşidi  olarak bağlam ve metin görüşü, söylem analizi içindeki bütün yaklaşımlarına da işaret etti. “Sözce ” teriminden sonra “metin” dilbilimsel bir içeriktir: ifadelerin, cümlelerin ve kelimelerin sabit semantik anlamları, ancak mevcut çıkarımları değil; kullanılan cümlelerin, ifadelerin ve kelimelerin bağlamlarına dayanan dinleyicilere uygun  çıkarımlar değildir. Bağlam,  böylece sözceleme üreten insanlarla doldurulan bir dünyadır: kültürel, içtimai, kişisel kimlikler, bilgi , inançlar, çeşitli kültürel ve toplumsal olaylarda, diğerleriyle etkileşim içinde olan diğer sosyal ve kültürel  ifade edilmiş durumlarla ilgili olan…(1994:363)

Schiffrin’e göre söylem analizi bağlam ve metinin her ikisinin de çalışmalarını içerir. Metin çalışmaları sadece metin çalışması iken söylem çalışmaları hem metin hem de bağlam çalışmalarıdır. Buna rağmen ( Beaugrande gibi) metnin çeşitli tanımlamaları vardır ki bunlar çok geniş ve özellikle her iki elemanı(metin ve bağlam) içine alır. Beugrande(2002) ” gerçek dil kullanımı çalışması olarak” metin dilbilim (bundan sonra MD) tanımlaması, Schiffrin  tarafından tanıtlanan  işlevsel yaklaşımına dayanan söylem analizinin (bundan sonra SA) pek çok tanımlamalarıyla farklılık göstermez.

Söylem çalışması dil kullanımının herhangi bir yönünün incelenmesidir. (Fasold,
1990: 65).

Söylem analizi kesinlikle bir dil kullanımı analizidir. Bunun gibi o, insan ilişkilerine hizmet etmek için dizayn edilmiş biçimlerin işlevleri ya da amaçlarının bağımsız dilbilimsel  formlarının açıklanmasıyla sınırlandırılamaz.(Brown & Yule, 1983: 1).

Söylem, …. toplumsal bir  konumlandırma süreci olarak dil kullanımına gönderimde bulunur(Candlin, 1997: ix).

Böylece söylem ve metin  terimlerinin bazen aynı anlamda kullanıldığı gibi MD ve SA’ın  da pek çok yönüyle aynı anlama geldiği sonucuna varılabilir. SA daha çok işlevsel yaklaşıma meyilli iken MD de daha çok uygulamalı ve biçimsel (usuli) yaklaşıma meyilli olduğunu söyleyebiliriz. Formalistler dili mental/zihinsel bir fenomen olarak görmeye yatkınken, işlevselciler dili toplumsal bir fenomen olarak görmeye yatkındırlar.

Schiffrin gibi dilbilimcilerin SA’da biçimci ve işlevselci bakış açılarını entegre ettiği görülür. Sonuç olarak söylem analizi, MD ve diğer yaklaşımları da içine alan kucaklayıcı bir terim olarak görülür.

Slembrouck, Söylem Analizi  teriminin belirsizliğine işaret eder ve başka daha geniş tanımını yapar:

Söylem analizi terimi çok belirsizdir. Bu kitapta ben söylem analizini  temel olarak yazılı ve konuşma söylemiyle bağlantısı olan tabii bir meydana gelişin dilbilimsel analizine gönderme yapacağım. Kabaca söylersek,  SA, yan cümlenin ötesi ya da cümlenin ötesi   dil organizasyonunun inceleme girişimini ima eder ve bu nedenle o daha büyük dil birimi incelemesidir, örneğin karşılıklı konuşma değişimleri ya da yazılı metinler. SA toplumsal bağlamlarda dil kullanımıyla, özellikle de etkileşim ya da konuşurlar ve diyalog ile ilgilidir.(2005:1)

Söylem analizinin diğer önemli bir özelliği de onun gerçekte çok disiplinli olması ve  bu nedenle söylenebilir ki onlar farklı ve çeşitli alanların sınırları arasındadır. van Dijk takip eden pragraftan:

….. söylem analizi benim için hakikaten çok disiplinlidir, dilbilim, poetika, semiyotik, psikoloji, sosyoloji, antropoloji, tarih ve iletişim çalışmalarını içerir.

SÖYLEM ANALİZİ VE METİN DİLBİLİMİNİN KÖKENİ VE KISA TARİHİ

Chomskici Üretimci Okula koşut( ki bu nokta 1957 Synatactic Structures ile başladığı düşünülür) Chomsky’in buradaki görüşlerine karşıt dünyanın farklı bölümlerinde farklı okullar ortaya çıkmıştır.

Bu bütün yeni okullar  iyi bir dilbilimsel tanımlamaların cümle sınırlarının ötesine geçmesi, cümlenin söz dizimsel incelemelerle sınırlandırılmaması ve dilin tüm yönleriyle kavranması,  kesin anlamlandırmanın bu şekilde meydana gelmesi   gerektiğine inandılar.

Böylece 20. yüzyılında dilbilim alanının içinde takip edilen yeni disiplinler  ortaya çıktı:

  • İşevselcilik (İşlevsel Gramer)
  • Bilişsel Dilbilim
  • Sosyolinguistik
  • Pragmatik
  • Metin Dilbilim
  • Söylem Analizi

Bu bütün yeni yaklaşımlar birbiriyle yakın ilişkilidir ve bazı zamanlar onları birbirinden ayırmak oldukça zordur. Bu nedenle bunların hepsi ortak bir paydaya sahiptir. Bernárdez (1999: 342) bu disiplinlerin temel öğretilerini açıklar:

a) Dil sadece kullanımda ve iletişimde var olur. O insan etkileşiminde  kesin işlevlerle doludur.

b) Dil kullanımı, olmazsa olmaz bir biçimde toplumsaldır.

c) Dil otonom/özerk değildir. O toplumla ve bilişsel olguyla bazı özellikleri paylaşır.

d) Dilin tanımlaması dilin gerçek unsurlarına açıklama getirmeli. Biçimsel sistem tarafından kullanılan gereklilikler tarafından motive edilerek gizlenmiş etnitelerin önermeleri olmaması gerekir.

e) Dilbilimsel yapıları dil kullanımı koşullarıyla çok yakından ilişkili olmalıdır.

f) Dil, doğal ve zorunlu olarak belirsiz ve aynı zaman da hatalıdır; bu yüzden herhangi bir tahmin sadece olasılık olabilir.

Söylem analizi yaparken araştırmacılar bilişçilik, işlevsel gramer, sosyolinguistik ya da pragmatikte aynı şeylerle iştigal edebilirler, çünkü bütün bu alanlar birbirleriyle ilintili ve müşterek kaidelere sahiptir. MD ve SA ile ilgili olarak her iki disiplin için ilerici bir entegrasyon/birleşme olduğu söylenebilir. Süreç boyunca dil  araştırmansın dönüşümünü gözlemleyebilirsek , onun pek  çok bilim insanı  tarafından onların düşüncelerinin ve inançlarının doğal bir akışının bir kısmı olarak MD’den SA’e doğru  haraket edebileceği fark edilecektir. 2002’deki biyografik makalesinde Van Dijk, çalışmalarının Metin Dilbilimden Eleştirel Söylem Analizine doğru nasıl geliştiğini belirtir. Dijk’în 1970’lerdekianalizlerinin  temel amacını metnin gramer yapısının açık bir şekilde gösterilmesiydi. Bunu yapmanın kolay yolu ise cümleler arası ilişkilere  açıklama getirilmesiyle gerçekleştirilmesi olmuştur. Bu zamanda metin grameri için çok önemli bir kavram da makroyapı nosyonunun tanıtımı idi.(Van Dijk 1980)

Diğer temel bir kavram da   bağdaşıklık/tutarlılık(coherence) ve bu düşünce  da metinler cümlelerden ziyade daha geniş çaplı tanımlayıcı seviyelerde organize edilir. Daha sonra kognetif teorilerin tesiri altında “stratejik idrak” kavramı geliştirildi, ki bu dil kullanıcılarının belirli bir metni anladıkları zaman ne yaptıklarına bir açıklama getirmeleri girişimiydi. Van Dijk MD çalışmalarında pek çok yeni kavram geliştirdi. Örneğin sosyokültürel bilgi, mental modeller (Jhonson, Larid, 1983) dahası bütün bu kavram ve fikirler pragmatiğin alanından gelmekteydi. Özel bir durumda o ideoloji ve iktidar kavramları üzerine çalışmaya başladı. Bütün bunlar söylem analizi içinde yer alan Eleştirel Söylem Analizi (CDA) olarak bilinen düşünce akışı içinde yer aldı.

Böylece “ Metin Gramerinin”  ilk ve tek tip aşamasından sonra MD daha açık ve çeşitli aşama serilerine doğru yol aldı. Metinsellik aşaması metinin çok geniş açılardan değişik yönlerini vurguladı. Metni, cümleden daha büyük işlevsel bir birim olarak gördük.  Bu aşama, “metinselleştirme” (textualization) ya da çözümleyicilerin gerçek zamanda ve etkileşimli bir düzende söylem katılımcılarının faaliyetlerinin  süreç modellerini geliştirme olan “söylem uygulaması” (discourse processing)’na yol açtı.(de Beaugrande, 1997: 61-62)

Söylem analizinin şimdiki hedefi ise insan etkileşiminin bağlamında dilin orijinal olarak bulunduğu yeri tanımlamaktır. Bu hususla ilgili olarak bu etkileşim dilin yanında medyayı da içine alması dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir noktadır. Bunlar, jest, dans, fotoğraf, şarkı ve giyim gibi diğer semiyotik sistemlere örnek olabilir. Söylem analizinin işi ise bu sistemlerle dil arasındaki ilişkiyi göstermek ve açıklamaktır. Bu hedefleri başarmak için farklı araştırmacılar farklı yaklaşımları vardır.

 


[1] (Perspectives on Discourse Analysis: Theory and Practice

Söylem Analizi ve Metodolojisi

Söylem analizi bilginin basit bir transferinden tutun da insanlar iletişime geçtiklerinde devam eden şeyi anlamlandırmaya gayret eder. Söylem analizi, kelimesi kelimesine yakalanacak bir çaba değildir. O dilin yaptığı şeyin sorgulanması ya da bireysellik veya kültürün dil sayesinde başardıklarıdır.
Bu çalışma alanında şu sorular öne çıkar: Anlam nasıl yapılandırılır?  Gücün/iktidarın toplumdaki işlevleri nasıldır? Bir söylem belirli bir kişi ve yazardan tecrit edilmiş olarak incelendir. Söylem analizi diğerleriyle iletişime  geçmek üzere düzenlenen, toplumda var olan bazı şeylere göndermede bulunur.

James Paul Gee (2005) çok faydalı bir ayırım yapar: Büyük harf D ile Discourse, küçük harf d ile discourse arasındaki farkları tanımlar.  Küçük d  discourse:  (dilden) soyutlanmış bir bağlama ait olabilir ve lokalize edilmiş (söylemsel) düzenlemeleri hatırlatır. Diğer yandan büyük harf D Discourse ise kültürün bütünleyici bir parçasıdır. Onların kullanıldıkları şey içinde metinlerde faklı olarak bulunabilir. Aynı metinlere rağmen küçük d ve büyük D Discourse, bu söylemlerin  işlevleri farklıdır. Onların analizleri farklı bir şekilde ele alınır. Bu, her iki  lokalize edilmiş ve kültürel söylemler sosyal bilimlerde, eğitim bilimlerinde, post modern dönüşümde nitelik araştırmalarının bütünleyici bir parçası olmuştur.

Söylem analizinin  bugünkü seyrinde araştırmacılar genel olarak  bir metin seçerler. Terim olarak metin kaydedilmiş görüşme transkriptlerinin, film repliklerinin, reklamların veya bir şirketin iç dokümanlarının olası veri kaynaklarının geniş bir alanını içerir.

En temel ayırım,  söylem analizini üç temel alana bölümlemektir.

* toplumsal etkileşim  çalışması

* anlam üretimi,  zihin incelemeleri

* toplumsal ilişkiler ve kültürel çalışmalar (Wetherell, Taylor & Yates 2001, p.5)

Bunları altı farklı gelenek takip eder.

Konuşma Analizi, Eleştirel Söylem Çözümlemesi(CDA) Eleştirel Dilbilim (CL)

Foucault’çu Söylem Analizleri

Söylemsel Psikoloji

Etkileşimsel Sosyolinguistik ve İletişim Etnografisi

Bahkt’çı Söylem Analizleri

Söylem çalışmalarını felsefi gelenekten onu besleyen epistemolojiden  soyutlamak mümkün değildir. Şunu açıkça belirtmek gerekir ki söylemin geleneksel teorileri  senin söylem analizinden haber verir. Şuna hükmetmek gerekir ki bir söylem analizi sadece bir yöntemle yürütülebilir.

( bakınız : http://isites.harvard.edu/icb/icb.do?keyword=qualitative&pageid=icb.page340345 )

Works cited
Edwards, D. (1997) Discourse and cognition. London and Thousand Oaks: SAGE Publications.
Gee, J.P. (2005) An introduction to discourse analysis: Theory and method. New York and London: Routledge.
Wetherell, M., Taylor, S. & Yates, S.J. (2001) Discourse as data: A guide for analysis. London: Sage Publications.
Wetherell, M., Taylor, S. & Yates, S.J. (2001) Discourse theory and practice: A reader. London: Sage Publications.
Willig, C. (2008) Introducing qualitative research in psychology: Adventures in theory and method. New York: McGraw Hill and Open University

Söylem Birimi

Discourse Unite 1990’da Erika Burman ve Ian Parker tarafından kuruldu. Söylem terimi öncelikler eleştirel hermenötik,  psikanaliz ve feminizm  tarafından etki edilmiş sorgulamaları içine alan yapısalcı alanlarda kullanıldı. Merkezi işlevleri: (i) Nitel ve feminist  çalışmalar için bir araştırma zeminini öğretme amacı olarak, (ii) Esaslı bir akademik teorinin tekrar üretilmesi için destek birimi olarak, (iii) Aksiyon çalışmalarında eleştirel bakış açısı gelişmesi için bir iletişim ağı olarak düşünüldü.

Bkz: www.discourseunit.com

Söylem Analizi

Söylem Analizi

Söylem Analizi Nedir?

Söylem analizi akademik ve akademik olmayan bağlamlarda çok geniş bir çerçevede kullanılan müşterek bir terimdir. Fakat aynı zamanda çok farklı anlamlara gelebilen bir terimdir.

Öncelikle söylem nedir ve dille olan ilişkisi nedir?

Dilbilim içinde söylem sık sık dil kullanımı ” language in use” toplumsal alana yerleşmiş yazı ve konuşma  “socially situated text and talk”  olarak tanımlanmıştır. Bu yöntemi benimseyen araştırmacılar, yazılı, sözlü ve görsel metinlerin anlam üretmek için  spesifik bağlamlarda nasıl analiz yapılacağı konusu üzerine yoğunlaşırlar.

Diğer disiplinler ( felsefe, tarih, sosyoloji, antropoloji, politik bilimler, medya çalışmaları) söylemi verilen her bir konu hakkında toplumsal, tarihi, kültürel, bağlamlarda hakkında düşünülebilir ve söz edilebilir şey anlamında gelen terim olarak kullanmaya meyillidirler.

Bu iki  yaklaşım setinin kavramsallaştırma yöntemlerinden birisi de şu soruyu sorar:  Söylem mi yoksa dil mi daha büyüktür? ( Allistair Pennycook 1994 bunu gerçekleştirdi)

Dilbiliminde dil daha büyüktür. Söylemler dilin içinde ortaya çıkarlar. Zelling Harris( Chomsky’nin Hocalarından biri)  dilbilimciler için  cümle seviyesinin ötesinde bir dil analizi yöntemi geliştirdi.  Söylem bu analizin bir birimi olarak anılır ( paragraflar, mülakatlar, düz yazılar). Analiz bu yüzden dil kullanımı üzerine odaklanır. Metinde bağlaşıklık ve bağdaşıklık ilişkileri, bağlamın dil ile olan ilişkileri ele alınır.

Sosyopolitik yaklaşımlarda  söylem, dilden daha büyüktür. Foucault sık sık söyleme atıfta bulunmuştur. Söylem onun için  belirli bir zaman ve mekan içinde bilgi ve gücün bir sistemi olarak görüldü. Burada analiz  gerçek ve doğru olan şeyi anlamaya çalışan bilginin üretimine odaklandı.

O( söylem), ifade edilebilir olan (doğal, normal, kesin) nedir ve belli bir bağlamda nasıl ifade edilir?

Bu yaklaşımlar toplumsal yapısalcı oryantasyonları ve diğerleri arasındakilere gönderimlerde bulunan araştırmacılar, Michel Foucault, Alfred Schuts, Peter Berger, Lidvig Fleck ve bir ilham kaynağı olarak Edward Said

Bütün bu söylem analizlerinin paylaştığı şey onların metinlerdeki kaideleridir Fakat metinler geniş bir yelpazeden tanımlandığından yazılı metinlerin ötesinde multi model (TV, reklam, internet) metinleri de kapsar.

Söylem analizi müziği, binaları, bedenleri ve şehirleri konuşmanın metinselliği üzerine düşünür.

 Çeşitli Söylem Yaklaşımları

Eleştirel Söylem Analizi (CDA)

Politik Söylem Çalışmaları

Söylemsel Psikoloji

Karşılıklı Konuşma Analizi

Laclau veMouffe’nin Söylem Teorisi

Bu yazı www.discourse-analysis.de/   sayfasından tercümedir.

Her işaret söylem midir?

DERRİDA’YA GÖRE SÖYLEM

1 Önce varlık olma türlerini kapsayan duyumsanabilir/kavranabilir, görünür/görünmez, form/formsuz , ikon veya öykünme/ paradigma

2. Gerçeği taşıyan meşru logos(söz)

3. Her türlü aklı başındalıktan yoksun hayal ve kurguyu işaretleyen melez/yozlaşmış logos,[ (logismo notho)] bir mitos(bir söylen(ce)] (Derrida,2008:13-18)

(khora:Muhtemelen
[dar anlamda] tehdit ya da vaatte bulunmayan bildiri

Stuart Sim, Derrida ve Tarihin Sonu(2000:30) adlı kitabında söylem yapısöküm, differance, silme gibi kavramları açıklamaya çalışmıştır: yapı sökümünün temel varsayımlarını aşağıdaki gibi özetleyebilirim:

(i)                 Dil anlam istikrarsızlığını ve belirlenimsizliğinin silinmez izlerini taşır.

(ii)               Böylesi bir istikrarsızlık ve belirlenimsizlik karşısında, hiçbir analiz yöntemi(örneğin felsefe ya da eleştiri) metin yorumu açıklamasından herhangi bir otorite iddiasında bulunamaz.

(iii)             Bu nedenle yorum, alışıldık anlamıyla ‘‘analiz’’ benzemeyip, bir tür oyunu andıran, serbest bir alandır.

DERRİDA, Jaqcues, 2008,  Khora, Kabalcı Yayınevi, İstanbul

SİM, Stuart, (2000), Derrida and the End of History, İcon Books,2000,  Derrida ve Tarihin Sonu, Çev: Kaan H: Ökten, Everest Yayınları, İstanbul